Yazan TenisSanatı.com
14 Şubat 2015 Cumartesi
0 Yorumlar
Çevrenizde tenis kortu var. Yada tenis oynamak için uygun bir alan. Ancak, ışıklandırma ya yeterli değil yada hiç yok ve siz tenis oynamak için gündüzü beklemelisiniz.
Şimdi de diğer bir sorun halka açık bir tesis olduğunu düşünürseniz. Saatlerce sıra bekleyerek, değerli zamanınızı harcamak durumunda kalmak zorunda kalırsınız.
İki sene öncesine kadar bu sıkıcı durumu bizzat yaşayan biri olarak, ne gibi çözüm yolları bulabilirim diye düşünmeye ve araştırmaya başladığım sıralarda bir Nike'ın bu organizasyonu çok ilgimi çekmişti.
Yıl 2013 ve Nike dört dünyaca ünlü oyuncuyu eğlenceli bir organizasyon için bir araya getirdi.
Karanlıkta Tenis Maçı
Serena Williams, Maria Sharapova, Roger Federer ve Rafa Nadal'ın bir araya geldiği gecede farklı bir ortamda tenis maçı oynandı.
Tenis sporunda yeni bir akım başlatmayı planlayan dünyaca ünlü spor markası Nike firması, yenilikçi bir yaklaşımla tenisin eğlenceli dünyasını daha da ön plana çıkarmak amaçlı bu projede müzik ve neon ışıkları kullandı.
Dünyanın kadın ve erkekler tenisinde önde gelen dört tenisçisini bir araya getiren organizasyonda Nadal/Sharapova v Federer/Williams arasında karışık çiftler maçı düzenlendi.
Serena Williams,
"Burada ve böyle yenilikçi bir organizasyonda bulunmak çok heyecan verici, dördümüzün bir araya gelip, eğlenmek için tenis oynamamız çok sık mümkün olmuyor."
yorumunu yaptı.
Sizinde birazdan izleyeceğiniz video'da göreceğiniz türde bir ışıklandırma yapmak, sadece eğlence amaçlı olabilir ve ışıklandırmayı güçledirmekten daha maliyetli olacağının elbette ben de farkındayım. Ancak, bu hoş organizasyonu sizlerle paylaşmak istedim.
Bu arada ışıklandırma sorununu, çok uzun uğraşlar sonucu topluluk olmanın gücüyle çözmeyi başardığımızı da belirteyim. :)
Yazan TenisSanatı.com
12 Şubat 2015 Perşembe
0 Yorumlar
Tenis Dünyası.net tarafından iki gün önce duyurulan, bu yıl ilki düzenlenecek olan ATP İstanbul Open turnuvasında Roger Federer'in yer alacağı haberi, tüm tenis aşıklarını çok heyecanlandırdı.
Diğer yandan Eurosport Türkiye'nin özel haber başlığıyla verdiği bugünkü haberde;
27 Nisan – 3 Mayıs tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenecek olan ATP İstanbul’a “Big Four”dan hangisi gelecek? Tenis tutkunları Roger Federer’i istiyor.
Kadın tenisinde yıllardır üst düzey organizasyonlarına ev sahipliği yapan İstanbul, bu kez erkek tenisinde ATP İstanbul Açık tenis turnuvasını düzenleyecek.
Garanti Koza’nın ana sponsorluğundaki organizasyon, 27 Nisan – 3 Mayıs tarihleri arasında yapılacak. ATP tarafından 8 Temmuz 2014’te 2015 takvimine girdiği duyurulan turnuva hakkında sıcak gelişmeler yaşanıyor.
Açıklandığı günden bu yana Novak Djokovic, Rafael Nadal, Roger Federer ve Andy Murray’den birini İstanbul’das görmek istediklerini dile getiren tenisseverler, bu amaçlarına ulaşacağa benziyor. Garanti Koza’nın Facebook üzerinden yaptığı ankette, şu an Roger Federer açık ara önde giderken, organizasyon yetkilileri Eurosport.com Türkiye’ye önemli açıklamalarda bulundu.
Nadal gelmiyor.
Yetkililerin verdiği bilgide, dört yıldız raketten birini İstanbul’a getirmek için görüşmelerin sürdüğü belirtilirken, Rafael Nadal’ın ise teklifi kesin olarak reddettiği ifade edildi.17 Şubat kritik tarih ATP World Tour 250 organizasyonu hakkında 17 Şubat’ta bir basın toplantısı düzenlenecek. Bu toplantıda İstanbul’a gelecek olan dünya yıldızının da açıklanması bekleniyor.
Yazan TenisSanatı.com
29 Aralık 2014 Pazartesi
0 Yorumlar
Bir sezonu daha geride bıraktık ve tenis'in durgun olduğu şu dönemde yerli ve yabancı kaynaklı çeşitli haber sitelerinde tenis haberi bulmak da bir hayli zor oluyor.
Pek nadir olan bu haberlerden, bugün karşılaştığım bir tanesi gerçekten çok ilgimi çekti ve sizlerle paylaşmak istedim.
Haberin başlığı şöyleydi;
"Nadal: 1 Numara Olmak Artık Bir Hedef Değil."
Neredeyse hepimizin tenis üzerine yaptığımız konuşmalarda bahsettiğimiz bir gerçeği Rafa Nadal'da fark etmiş görünüyor.. Gerçek olan şu ki bir çoğumuzun ortak düşüncesi, Roger Federer 40 yaşına kadar tenis oynayabilir, ancak, yaşayabileceği sakatlıklardan ötürü Rafa Nadal daha 30'lu yaşlarının başlarında tenisi bırakma tehlikesiyle karşı karşıya kalacağı büyük bir olasılık.
Haberin devamı kısaca şöyle devam ediyor;
Anlaşılan o ki dünya yıldızı gelecek sezon daha az maç yaparak, sakatlıklardan uzak durmayı planlıyor. Elbette bu durumda 1 numara'da yer alması zor görünüyor.
"Artık kariyerimde 1 numara olmak benim için bir amaç değil. Tabi ki elimden geleni yapacağım fakat maç programıma bağlı kalmamda yarar görüyorum."
Güce dayalı oyun stilinden ötürü çok sık olarak sakatlanarak, kortlardan uzak kalan 28 yaşındaki İspanyol tenisçi konuşmasına aşağıdaki şu cümleyle son veriyor.
"Birincil amacım yapabildiğim kadar uzun süre tenis oynamak. Kariyerimin en iyi yıllarını 1 numara olmak için uğraşarak tehlikeye atmayacağım."
Önümüzdeki sezon neler getirecek bilinmez ama geçen sezondan kalan aşağıdaki şu keyifli tenis vuruşlarıyla sizlere tenis dolu nice seneler diliyorum.
60 günlük tamamen ücretsiz ekursa katılmak isterseniz aşağıdaki bölümlere adınızı ve epostanızı yazmanız yeterlidir.
Yazan TenisSanatı.com
17 Aralık 2014 Çarşamba
0 Yorumlar
Merhaba,
Şu sıralar daha çok tenis oynamanın zihinsel tarafıyla ilgili yazılar okuyor ve bir çok seminer izliyorum. Judy Murray (Andy Murray'nin annesi ve tenis koçu), Nick Bolletierri v.b. dünyaca ünlü tenis ve spor koçları bu seminerlerde yer alıyor ve çeşitli sitelerde yazılarıyla tenis sporuna bilgi ve birikimleriyle katkıda bulunuyorlar.
Bu yazımdaki konuya geçmeden önce aşağıdaki soruya sizlerin cevaplarını sabırsızlıkla bekliyorum.
Tenis Maçlarına çıkmadan önce neler düşünüyorsunuz?
Tenis Sanatı - Tenis Sporunda Başarınıza Yardımcı 8 Prensip
1- Herkes zihinsel dayanıklılığı öğrenebilir. Zihinsel olarak dayanıklı olabilmek için fiziksel olarak da dayanıklılığınızı arttırmanız şarttır. Zinde bir vücuda sahip olmanız, kendinize olan güveni de arttıracağı yadsınamaz bir gerçektir.
2- Kendinizi tanıyın. Zayıf ve güçlü yönlerinizi, korku ve endişelerinizi belirlerseniz, neler üzerine daha çok çalışarak, üstesinden gelmeniz gerektiğini bilirsiniz.
3- Açık fikirli olun.Yeni yada farklı yaklaşımlara hemen ön yargıyla yaklaşmamanız da büyük yarar var. Yeni bir fikri hemen reddetmek yerine, kendiniz en azından bir kez deneyin. Belki de çok işinize yarayacak bilgiler edineceksiniz.
4- Kendinizle mücadeleye girmekten çekinmeyin. Zaman zaman zihniniz size bir şeyi başaramayacağınızı söyleyebilir. Bunun üstesinden gelmek için daha fazla çalışarak, o sorunun üzerine gitmelisiniz. Elbette, kolay olacağını söylemiyorum. Fakat başaracağınıza inanın. Ayrıca, çevrenizde sizden daha tecrübeli insanlardan ve Kazandıran Taktik ve Stratejiler eKitabı gibi yaralı kaynaklardan fikir alarak ufkunuzu genişletmeyi ihmal etmeyin.
5- Her gün aynı performansı sergileyemeyeceğinizi kabul edin. Ancak, elinizden gelenin en iyisini yapmayı unutmayın. Dünyaca ünlü bir çok başarılı tenisçi en iyi günlerinde olmasalar dahi mücadeleden vazgeçmezler.
6- Başkalarıyla kendinizi kıyaslamaktan kaçının.
7- Rakiplerinizi fiziksel yapılarından dolayı gözünüzde ne büyütün ne de küçümseyin.
8- Mazeretlere sığınmayı bırakın. Her yaptığınızı şans'a bağlamayın. Bunu yaptığınızda bilinç altınıza 'yeterince iyi değilim kazanmam şans'a bağlı' diyorsunuz. Bu da kendinize olan güveni bir hayli sarsan bir durum.
Tenis gerçekten fiziksel olduğu kadar, zihinsel dayanıklılığı da gerektiren bir spor dalı özellikle takım sporlarından ayıran en önemli yanı sürekli bir aksiyon içerisinde olmanız. Eskiden profesyonel olarak futbol oynamış bir arkadaşımın tenis sporu ile ilgili şu sözleriyle konuyu bitirmek istiyorum.
"Tenis her an penaltı atmaktır."
Çalışmalarımı faydalı buluyorsanız, makalelerimi paylaşarak daha fazla insanın yararlanmasını sağlayabilirsiniz.
Görüşme dileğiyle,
60 günlük tamamen ücretsiz ekursa katılmak isterseniz aşağıdaki bölümlere adınızı ve epostanızı yazmanız yeterlidir.
Yazan TenisSanatı.com
4 Aralık 2014 Perşembe
0 Yorumlar
Tenis aşıklarına tekrar merhaba,
Sizlerden gelen yoğun destek ve talep üzerine tekrar yazılarıma ve edindiğim ve edineceğim bilgileri sizlerle paylaşmaya devam etmeye karar verdim.
Hadi devam....
En sevdiğiniz oyun tarzı nedir?
Bana soracak olursanız. En sevdiğim oyun tarzı Tenis Servis Vole'dir ve çoğu zaman bu tarz'da oynamaya çalışırım.
Çoğunuz çok eski, sen ne zamandan kaldın hocam? diyorsunuz biliyorum. :)
İyi bir servis vole oyununa sahip olmanın çok işinize yaracağından şüpheniz olmasın. Nasıl mı? Hikayemi okuyun o zaman! Tenis Sanatı - Servis Vole - Bu Bir File Önü Hikayesidir
Korta çıktığımızda görünüşte çok zayıf ve yaşça da benden oldukça büyük olduğunu söyleyebileceğim bir rakiple karşılaşıyordum.
Karşımda rakibin ne denli basit bir oyuna sahip olduğunu ve bu basit oyun tarzıyla ne kadar fazla rakibin üstesinden geldiğini duymuştum. Çoğu da iyi seviye tenis oynadığını düşündüğüm insanlardı.
Maç başladı 6-2 seti kaybettim. İlk setin nasıl böyle bittiğine ben dahil kimse inanamıyordu. Homurdanmalar...
Rakibim beni övüyordu. "Aslında çok iyisin."
İkinci set başladığında 2-0 geriye düştüm. Artık bir şeyleri değiştirmeliydim. Nasıl olsa kaybediyordum en azından bu şekilde olmamalıydı.
Rakibimin servisini kırmam da uzun sürmedi... Çok sert vuruşlar yerine orta sertlikte vuruşlar tercih etmeye başladım. Her seferinde file önüne geliyor ve vole yada smaç vurarak, ama acele etmeden, sayıyı bitiriyordum.
Evet, 7-5 seti zor da olsa almayı başarmıştım.
Bu oyun tarzına devam ettim son set 6-3 ve maçı kazandım. Tebrik ve alkışlar. :)
Sonra ki bir çok maçımda artık bu tarz oynamaya karar verdim. Tabi ki maçlarımın hepsini kazanamadım. Ancak, seviye olarak benimle aynı veya daha yüksek oyuncularla başa çıkmamı sağlayan bu oyun tarzını doğal olarak oynamaktan çok keyif alıyordum.
Kesinlikle hala bu oyun tarzı benim için vazgeçilmez.
Özellikle, son 1 yılda Roger Federer''in de bu tarz oyuna sıkça başvurduğunu ve giderek kendini geliştirdiğine şahit oluyoruz.
Aşağıda konuyla ilgili videoyu izlemeden önce tenis servis vole'nin oyununuza katacağı avantajlardan bahsetmek istiyorum.
- Sürekli olarak, file önüne geldiğiniz için rakip otomatik olarak her seferinde aynı tarz vuruşu yapamaz.
- Sayıları ve maçları daha kısa bitirme imkanınız olur.
- Yorucu görünse de en fazla 5 vuruşluk rallilerle sayı biter. Açıkçası kısa süren adrenalin dozu yüksek maçlar sizi ve seyircileri bekler.
- Rakipler baskı altında tepki vermek zorunda kalır. Bu da hata yapma olasılıklarını arttırır
- Rakiplerin ritmlerini bozarsınız. Momentumu siz belirlersiniz.
Yazan TenisSanatı.com
1 Temmuz 2014 Salı
0 Yorumlar
Dünyanın ilk dört sırasındaki tenisçilerin çok önemli bir özellikleri vardır. Federer, Nadal, Djokovic ve Murray’den oluşan ve ağır-abi diye adlandırdığım sporcular tüm yeteneklerinin yanında kazanmayı da biliyorlar. İspanyol Boğasının Kazak Mikhail Kukushkin karşısında dikkatle izledim. Mikhail ilk sette sıfır hata ile sürekli rakibinin tenis backhand’ine yüklendi. Nadal’a karşı Slovak Klizan ilk turda, Çek Rosol de ikinci turda adeta aynı oyunu oynadılar. Onlar da ilk seti aldıktan sonra kaderlerine razı oldular!
Bu dörtlüye karşı oyununuzun %100’ü üzerinde oynuyorsanız başarılı olabiliyorsunuz. Ama dünya üzerinde hiçbir oyuncu (hele 5 set üzerinden ve en az 2.5 saatlik) bir maçın tümünde aynı standardı sürdüremez. Makalenin Devamını Okumak İçin Buraya Tıklayın >> Tenis Sporunda Kazanmayı Bilmek 60 günlük tamamen ücretsiz ekursa katılmak isterseniz aşağıdaki bölümlere adınızı ve epostanızı yazmanız yeterlidir.
Yazan TenisSanatı.com
19 Ağustos 2013 Pazartesi
0 Yorumlar
Roger Federer başarısını ayaklarına daha
doğrusu ayaklarını nasıl hareket ettirdiğine borçludur.
Sıra dışı sezgi kabiliyeti ve imkansız gibi görünen tenis
vuruşları ayak hareketleriyle doğrudan bağlantılıdır. Elbette ki bu hususta
kendisi tek örnek değil. Novak Djokovic, Justine Henin gibi bir çokbaşarılı oyuncu da tenis kortunda rakiplerini
baskı altına alabilmek için küçük yaşlarda başladıkları ayak çalışmalarının
önemini her fırsatta vurgulamışlardır.
Şimdi kendi oyununuzu
bir dakika şöyle düşünmenizi istiyorum. Kolay herhangi bir sayıyı kaçırmanızın
nedeni yanlış pozisyon almak yada ulaşabileceğiniz bir topu kaçırmanız değil mi? Bu durumda suçlanabilecek
tek bir konu var. O da ayak hareketleriniz.
İyi bir ayak hareketi (çalışması), bir tenisçiye doğru pozisyonu alıp, çok
yüksek olasılıkla başarılı bir vuruş gerçekleştirmesine izin verir. Daha fazla
zaman daha fazla seçenek anlamına gelir ve sayıyı kazanma şansınızı yükseltir.
Maalesef, bir çok
gelişmekte olan oyuncu ayak çalışmalarını yada hareketlerini önemsememekte ve
daha çok tenis backhand vuruşları yada dip çizgiye vuruşlar üzerine çalışmak
için zaman ayırmaktadır. Tenis forehand’inizi ve file önü oyunuzu geliştirmeniz
için en öncelikli üzerinde durulması gereken konu doğru ayak hareketleri
olmalıdır.
Ayak hareketleri üzerinde çalışmak oyununuzun kalan diğer
bölümlerinde başarıya ulaşmanızı kolaylaştırmaktadır.
Roger Federer gibi hareket etmeye geçmeden önce, ayak
hareketlerinin temelini nelerin oluşturduğunu kısa başlıklar halinde açıklamama izin verin. Daha iyi ayak
hareketleri çabukluğunuzu, dengenizi ve koordinasyonunuzu geliştirecektir.
Aşağıdaki 5 adımlık strateji ile kortta Roger Federer gibi hareket
edin.
1.Raketinizi
çantanızda bırakın
Ayak hareketlerini öğrenirken yada üzerinde çalışırken,
yavaş hareketler ile raketinizi kullanmadan beyninize ve kas hafızanıza
hareketleri işleyecek bir çalışma programına ihtiyacınız var.
Yavaş ve kontrollü hareketlerle sanki raketinizle vuruş
yapıyormuş gibi gölge çalışması yapmaya başlayın, vuruşu yapın ardından yavaş
ve kontrollü bir biçimde başlangıç pozisyonunuza geri dönün. Başlangıç ve vuruş
pozisyonunu belirlemek için huni yada renkli plastik kaselerden
yararlanabilirsiniz. Böylece konuya daha da odaklanmanız kolaylaşır. 20
tekrarla bu bölümü tamamlayın acele etmemeye özen gösterin.
2.Raketinizi
alın, ama top kullanmayın
1. adımı tekrar edin fakat bu sefer elinizde bir raket
olsun. Tekrar, hareketlerinize odaklanın ve kontrollü ve ritmik bir biçimde
hayali topa vurun ve başlangıç noktasına dönün. 20 tekrar.
3.
Topla tanışma
İkinci adımı tekrar edin. Bu sefer size top atabilecek bir
partnere ihtiyacınız olacak, eğer bir partner bulamazsanız, diğer elinize topu
alın ve önceki adımlarda vuruş yaptığınız noktaya yakın bir yerde
elinizden bırakın ve sakin bir biçimde topu hedeflediğiniz bölgeye kontrollü
biçimde vurmaya odaklanın ve tekrar başlangıç noktasına dönün. 20 tekrar.
Önceki iki adımı tekrar edin. Şimdi size kontrol
edilmesi mümkün toplar atması için bir partnere ihtiyacınız var. Tekrar,
topları daha önce belirlemiş olduğunuz noktaya vurmaya çalışın ve başlangıç
noktasına dönün. 20 tekrar.
5. Tam
hız ileri
İşte bu noktada kendinizi test etme imkanınız olacak. Bu
sefer “normal” ralli hızında oynamaya çalışmanız gerekmektedir. Winnerlar
yapmaya çalışmayın. Ayak hareketlerinizin nasıl olması gerektiği konusunda
fazla düşünememeye özen gösterin. Sadece hareket etmeye çalışın. Eğer yukarıdaki dört adımı da birer birer
önerildiği gibi geçtiyseniz, ayaklarınız artık ne yapması gerektiğini öğrenmiş
demektir.
Bu aşamalar hangi vuruş üzerine çalışıyorsanız ona
uygulanabilir niteliktedir (birkaç değişiklik yapılarak) ve bu ayak çalışmalarını
kendi başınıza kolayca yapabilirsiniz. Daha fazla ayak çalışması yapmak
kendinize zaman ayırın ve ne kısa zamanda göreceksiniz ki oyununuz ve fitness
düzeyiniz çok çabuk gelişecek.
Son bir not daha, bir daha ki sefere profesyonellerin oynadığı bir tenis maçını izlediğinizde top'a bakmak yerine, seçtiğiniz birinin ayak hareketlerini izlemeye çalışın.
60 günlük tamamen ücretsiz ekursa katılmak isterseniz aşağıdaki bölümlere adınızı ve epostanızı yazmanız yeterlidir.
Yazan TenisSanatı.com
11 Haziran 2013 Salı
0 Yorumlar
U
Daha önceki makalelerimde de değindiğim gibi. Karın
egzersizleri, tenis sporunda ve tenis antrenmanlarında sürekli olarak
yapılması, sakatlıkları
minimuma indirmeye yardımcı olur. Fit görünmek de cabası ;)...
Bu makalemde de yine yan karın kaslarımız başta olmak
üzere, core ve bacak kaslarımızı güçlendirmek için çok
faydalı olan bir egzersizi siz değerli tenis aşıkları ve spor severler ile
paylaşmak istiyorum. Çok işe yarayan bu egzersizi umarım siz de beğenirsiniz.
Plank
Egzersizi ve Yararları: Bir çok çeşiti bulunan Plank egzersizinin en bilindik uygulama şekli fotoğrafta da görüldüğü üzere, şınav pozisyonunda eller yada dirsekler üzerinde sabit durarak, yapılanıdır.
Plank egzersizi, karın bölgesi için iyi bir
sıkılaştırıcı, dayanıklılık artırıcı ve yağ yakıcıdır. Diğer yararları; - Sırt ağrısını hafifletir ve incinme riskini azaltır. - Metabolizmanızı hızlandırır. - Gün boyu oturmanızdan dolayı gerilen kaslarınızı gevşetir ve zihninizi rahatlatır. - Esneklik kazandırır. - Dengenizi arttırır. Özellikle side pillar bridge versiyonunu tenis sporu ile yoğun uğraşanlar için öneririm. - Güçlü karın ve sırt kaslarına sahip olmanızı sağlayarak, postürünüzü (duruş) düzeltir. Şimdi hareketi ne
sıklıkta ve nasıl yapacağınızı kısaca anlatacağım.
6-8 tekrar veya her pozisyon için 20-30 saniye (
başlangıçta çok zorlandıysanız bu süreyi daha kısa tutabilirsiniz) ve haftada 5
defa Plank egzersizini yapabilirsiniz. Çok kısa bir süre sonra aldığınız
sonuçlara inanamayacaksınız.
Egzersiz sırasında nefesinizi tutmaktan kaçının. Yavaş ve düzenli olarak nefes
alıp vermek hareketleri daha rahat yapmanıza yardımcı olacaktır.
60 günlük tamamen ücretsiz ekursa katılmak isterseniz aşağıdaki bölümlere adınızı ve epostanızı yazmanız yeterlidir.
Dokuz çocuklu bir ailede büyüyen Rafter, 1991'de profesyonelliğe adım attı. 1994'te ilk ATP birinciliğini Manchester'da kazandı. Bu zafer, 1997'ye kadar profesyonel turda (ATP) elde ettiği tek zafer olarak kaldı.
1997 yılı Rafter'ın kariyerindeki dönüm yılı oldu. Servis-vole oyununun en iyi uygulayıcılarından olan Avutralyalı, Fransa Açık'ta yarı finale yükseldi. Eylül ayında ise eski şampiyon Andre Agassi ve son finalist Michael Chang'i yenerek çıktığı Amerika Açık finalinde İngiliz Greg Rusedski'yi devirdi.
1998'de ilk grand slam şampiyonluğunu yaşadığı Amerika Açık'ta zaferini tekrar etti. Bu kez finalde vatandaşı Mark Philippoussis'i deviren Rafter, turnuva öncesinde Kanada Açık ve Cincinnati'deki Master Serisi turnuvasında da mutlu sona ulaşarak, Amerika sert kort sezonunun tek hakimi oldu.
Temmuz1999'da Rafter, klasmanda bir numaraya yükseldi. 4 hafta bir numarada kalan Rafter, bir sonraki yıl Wimbledon'da finale çıktığında dünya klasmanında 52. sıraya kadar düşmüştü. Wimbledon 2000 yarı finalinde Andre Agassi'yle müthiş bir maç oynayan Avustralyalı oyuncu, rakibini 7-5, 4-6, 7-5, 4-6, 6-3'le devirdi. Ancak finalde yedinci Wimbledon şampiyonluğu için korta çıkan Pete Sampras'a engel olamadı.
2001 yılında Rafter, Wimbledon'da yine finale yükseldi. Yarı finalde Agassi'yle yaptığı rövanş maçında bu kez son seti 8-6'yla kazandı. Tarihe geçen final maçında ise Goran Ivanisevic'e 6-3, 3-6, 6-3, 2-6, 9-7'lik setlerle boyun eğdi.
Rafter, iki kez Davis Kupası'nda final oynayan Avustralya'nın kadrosunda yer aldı. Ancak 2000'de İspanya, 2001'de Fransa karşısında zafer sevinci yaşayamadı.
2002 sonunda kariyerini noktalayan Patrick Rafter, "Yılın Avustralyalısı" ödülüne layık görüldü. Rafter, 2006'da Tennis Hall Of Fame'e seçilerek ölümsüzleşti.
11 tekler (358-191 matches), 10 çiftler (214-110) profesyonel turnuva şampiyonluğu
BÜYÜK TURNUVA (GranSlam) BAŞARILARI (3) — U.S. tekler, 1997-98; Avustralya çiftler, 1999.
DAVIS KUPASI — 1994-95-96-97-98-99-00-01, 18-10 tekler, 3-1 çiftler.
BÜYÜK TURNUVALARDA TEKLER BAŞARILARI — Avustralya (15-9), Fransa (12-8), Wimbledon (29-9), U.S. (20-7).
Ve Pat Rafter'ın Efsanevi Kick Tenis Servis'i ve daha fazlası Tenis Sanatı E-Kitabında
Kaynak:
Wikipedia
Atp World Tour
60 günlük tamamen ücretsiz ekursa katılmak isterseniz aşağıdaki bölümlere adınızı ve epostanızı yazmanız yeterlidir.
Yazan TenisSanatı.com
3 Haziran 2013 Pazartesi
4 comments
Merhaba
değerli tenis aşıkları ve çocuklarının iyi birer tenisçi olmasını isteyen
ebeveynler.
Aşağıdaki sorulardan iki yada daha
fazlasına “EVET” yanıtı veriyorsanız elinizi kaldırın.
Çocuğunuzun, yüksek seviyelerde
profesyonel ve başarılı olacağına inanıyor musunuz?
Günde en az bir kez çocuğunuzla
yemekte yada kort dışında her hangi bir yerde tenis hakkında konuştuğunuz oluyor mu?
Çocuğunuzun eğitimini çok büyük
ihtimalle profesyonel tenisçi olacağı umuduyla feda etmeye hazır mısınız?
Sürekli olarak çocuğunuzu eğiten
koçtan çocuğunuzu daha çok çalıştırmasını yada oyun planlarında bazı şeyleri
değiştirmeleri gerektirdiği uyarısında bulunduğunuz oluyor mu?
Çocuğunuzun alıştırma yaparken,
başarıyla yaptıkları ve yapamadıkları hakkında duygularınızı katarak her hangi
bir yorumda bulunduğunuz oluyor mu?
Maç sonuçları hakkında başka aile
bireyleriyle tartıştığınız oldu mu?
Çocuğunuz için bir rakete 500TL’den
fazla ödediğiniz oldu mu?
Eğer
yukarıdaki sorulardan iki yada daha fazlasına “EVET” yanıtını verdiyseniz,
çocuğunuzun başarılı bir profesyonel olabilme şansı….. ………….. HİÇ YOK veya buna
oldukça yakın.
Ve daha
kötüsü – çocuğunuzun başarısız olmasının en büyük sebebi siz olabilirsiniz.
Tenis zor
bir spordur. Zirveye ulaşabilmek için yıllar süren
sıkı çalışmalar, fedakarlık, egzersiz ve yetenekleri geliştirmek gerekmektedir.
Oyuncu ve oyuncu koçunun yanı sıra ebeveynlerin de çocuklarının gelişmesi ve
başarılı birer tenisçi olmaları için kendilerini tenis sporuna adamalıdır.
Ancak, çocuğunuzun ne kadar başarılı olmasını isterseniz, o kadar fazla üzerine
düşerek, daha fazla oyunları hakkında konuşup, ve kariyerlerine odaklanırsanız,
çok az bir ihtimalle başarılı bir tenisçi olabilecektir.
İşte orada
dur!dediğinizi
duyar gibiyim. Birçok ailenin bu noktada şunu düşündüğü biliyorum. “Onu
zorlamıyorum sadece çocuğumun hayallerini gerçekleştirmesi için destek
veriyorum. Bu makale adı geçen ebeveynlerle bizim alakamız yok.”
Yanılıyorsunuz!
Diğer bir
değişle çocuğunuzun sportif yetenekleri ve bununla yakından ilişkili olan sizin
yaklaşımınızın tarafsız olması neredeyse imkansızdır.
Zirve’de yer alan oyunculardan biri
olmak yüzde olarak çok düşüktür.
12 yaşındayken turnuvalar kazanıp,
müthiş yetenekler sergileyen oyuncuların zirvede yer alma yüzdesi neredeyse
sıfırdır.
12 yaşındayken turnuvalar kazanıp,
müthiş yetenekler sergileyen oyuncuların ve saplantılı bir şekilde çocuklarının
bu başarılarla övünmeleri ve çocuklarının üzerine haddinden fazla düşen
ailelerin çocuklarının zirvede yer alma yüzdesi sıfırın altıdadır.
Öyleyse
çocuğunuza en iyi biçimde destek olabilirsiniz?
Çocuğunuzun
tenis eğitmeni ile oturup konuşun.
Ona, tenis
konusunda nasıl bir ebeveyn olduğunuzu sorarken dürüst ve gerçekten sert olsa
da dosdoğru düşüncelerini öğrenmek istediğinizi söyleyin. Çocuğunuz da
voleleri, backhandleri, servisleri vb. gibi vuruşları hakkında dürüstçe ve
dosdoğru ama kaba olmayan bir yaklaşım sergilenmesini beklemektedir. Ve… Size
söylenenleri dikkatle dinleyip, harekete geçmeye hazır olun.
Gelin şimdi
de konumuzu Olumlu Ebeveyn Açısından ele
alalım.
Gelecekle
ilgili aşağıdaki soruların iki yada daha fazlasına “Evet” cevabını verebiliyor
musun?
Korttaki performansı ne olursa olsun
çocuğunuza karşılıksız sevgi, destek ve cesaret verebiliyor musunuz?
Çocuğunuzun geliştirmesini istediğiniz
en önemli yetenekleri güven, kendine inanma, dürüstlük, dışa dönük olma ve
alçak gönüllülük mü?
Çocuğunuza rahatlaması ve çocukluğunun
tadınız çıkarması için her hafta bir yada iki gün dinlenmesine ve kendine
zaman ayırmasına izin veriyor musunuz?
Kort dışında tenis hakkında
konuşmayacağınıza söz verebiliyor musunuz?
Diğer spor dallarında da kendilerini
geliştirmeleri, çeşitli faaliyetlerde bulunmaları konusunda ve eğitimleri için
onları yüreklendirebiliyor musunuz?
Çocuğunuza mutlu, sevecen, sakin ve
destekleyici bir aile ortamı yaratabiliyor musunuz?
Tenis eğitmenine, özellikle de
çocuğunuzun form durumu düştüğünde ve zorlandığında, şartsız destek verebiliyor
musunuz?
Çocuğunuz profesyonel bir tenisçi
olamasa bile, onu sevmeye, onunla ilgilenmeye, ona destek olmaya ve şartsız bir
biçimde onun her zaman yanında olmayı başarabilir misiniz?
Çok kötü oynadığı ve kaybettiği önemli
bir turnuva maçı sonrası çocuğunuza olgunlukla ve saygıyla yaklaşabiliyor
musunuz?
Puanlama:
Skor 2-3:başka bir spor önerebilir miyim?
Skor 4-6:her yönüyle gelişmiş, kendine
güvenen ve dengeli bir çocuk yetiştirmek için iyi bir şansınız var.
Skor 7-9:tebrikler– harika bir ebeveynsiniz ve çocuğunuza
kendisini –hayatta, sporda, okulda, ailede… ve dahası tenis sporundakendisini gerçekleştirmesi için
ihtiyacı olan yardımı vermeye yeterliliğine sahipsiniz.
İyi bir
ebeveyn olmak -özellikle de sporcu bir çocuğunuz varsa- zor bir iştir. Ve bütün
zor işlerde olduğu gibi, bu konuda da kendinizi sürekli geliştirmelisiniz.
Makalelerimi facebook ve twitter gibi sosyal ağlarda paylaşırsanız çok
sevinirim.
Ücretsiz E-posta Abonesi Ol Ve 29TL. Değerinde Ücretsiz Online Eğitim Serisi Ve Tenis Hakkında En Güncel Bilgiler Anında Ve Ücretsiz Olarak E-posta'na Gelsin!
Daha önce bu sözü duydunuz mu bilmem “sert ve tutarlı bir servis sizi tiebreak’e kadar götürür.”
Birazdan bahsedeceğim 8 basit öneriyle
gerçekten servis atışınız düzelecek ve böylece maçlarda kendinizi daha güvende
hissedeceksiniz.
TENİS SANATI - Önerİ 1:
Bir Servis Ritüeline
Sahip Olmak: Sakin Kalmanızı ve Odaklanmanızı Kolaylaştırır.
Her tenis servisi atışından önce, sakinleşmek, vücudunuzdaki
tansiyonu azaltmak ve bir sonraki servisinize odaklanmak için her seferinde
aynı hareketleri tekrarlamak yani bir servis atma ritüeline sahip olmanız
gereklidir. Eğer bir servis atmaya hazırlık ritüeliniz yoksa, şunu bir deneyin –
dip çizgide yerinizi aldıktan sonra topu 3 kez sektirin, servisi nereye
atacağınıza karar verin, derin bir nefes alın ve servisinizi atın.
TENİS SANATI - Önerİ 2:
Continental Tutuş
Şeklİnİ Kullanın
Etkili servis atmak için profesyonel oyuncuların da tercih
ettiği continental (Çekiç tutar gibi) (Tenis Sanatı E-kitabından bu konu ve çok daha fazla bilgiye ulaşabilirsiniz.) tutuşu öğrenmeniz gerekmektedir. Kısacası, continental tutuş
şekli; çekiç tutar gibi raketi tutmak olarak tanımlanabilir. İlk başlarda garip
gelecektir ama servis atışınızdaki pronasyonu , hızı ve falsoyu elde etmeniz
için en iyi tutuş şeklidir.
TENİS SANATI - ÖNERİ 3:
HEDEFİNİ BELİRLE
Servisinizi etkili bir yere atmayı başarırsanız, sayıları
kontrol etmenizi ve daha fazla sayı kazanmanıza yardımcı olur. Öyleyse, daha
topu havaya atmadan önce aklınızda bir hedef belirlemelisiniz.
Topu yukarı fırlatma hareketi aslında servisinizin içeri
girmesini sağlayacak en önemli harekettir. Art arda topu yukarı atarak, düz ve bir
adım kadar sahanın içine düşen etkili servisler atmanızı sağlayacak servisler
yapmanızı kolaylaştırır.
İki servis hakkınız var ve ilkini gerçekten sert
atabilirsiniz. Tereddüt etmeyin ve sadece topa vurun.
TENİS SANATI - ÖNERİ 6:
GERÇEKTEN İYİ BİR İKİNCİ SERVİSİNİZ OLSUN.
Gerçekten iyi bir ikinci serviste top yumuşacık giderek
sayıyı başlatmaz. Gerçek bir ikinci servis hem içeri düşer hem de ek bir şeylere
sahiptir. Genellikle bu ek şey “falso”’dur. Falso, servisinizin yükselmesini
ve/veya topun yere değince, dönerek bir tarafa gitmesine neden olur. Çoğu oyuncu falsolu, kavisli servislerden, düz
servislerden daha fazla çekinir. Bu yüzden, ikinci servisinizi geliştirmenizi
öneririm.
Sürekli
olarak aynı tür servis atmayın. Atacağınız tenis servis türünü değiştirerek, rakibinizin
hangi servisinizi atacağınız konusunda tahmin yürütmesini ve kafasının
karışmasını sağlayın. Güçlü bir servis gerçekten ürkütücü olabilir ancak, zayıf
ve rakibin alışık olmadığı bir servis de cılız bir vuruşa sebep olabilir. Ve
servis kutusunun içinde oradan oraya dolaşan bir tenis servis’i, rakibin servis
karşılama vuruşunda sakin kalmasını zorlaştırır.
TENİS SANATI - ÖNERİ 8:
İKİNCİ SERVİSİNİZİ ATIN
Bazı günler herkes gibi sizin de birinci servisleriniz
düzgün olmayabilir, böyle zamanlarda ikinci servisinizi birinci servisiniz yerine
kullanarak, servislerinizin içeri düşmesini sağlayın. Bu şekilde giderek maça
ısınacak ve siz farkında olmadan tekrar kendinize olan gerekli güveniniz
gelerek, ilk servislerinizi atmaya başlayacaksınız.